Bir ılık rüzgar

 Ilık bir rüzgar esiyor, koş ve hemen kendine bir orta kahve yap. Kahveni yudumlarken açık bırak saçlarını tenine vuran rüzgar saçlarını da savursun. Esen rüzgarın etkisiyle sürekli içinde yaşadığın kendine sorun ettiklerini diline yansıt, konuş kendinle. 

Sorgula yaşadığın hayatı,

 neden bu haldeyim?

 Aslında kim olmak isterdim?

 Hayatımda bunu ben böyle olmasını isterken neden çoğu şeyin tersini yaşadım? 

İnsanlara iyilik yapınca neden saf yerine koyulup kandırıldım?

Aslında iyi bir insan olmaya çalışırken neden kötü insan olmamı istediler?

Ve bunlar gibi bir çok şey sayabilirsin kendi içinde değil mi? Çünkü sen kendi açından empati yaparken başkaları senin adına empati kurmadı, çünkü sen iyilik yaptığında aslında onlar kendileri gibi gördüler seni, kötü olman istendi, iyilik yapınca da çok saf zaten ayırt edemiyor dendi.

Evet sorguladıklarınla başlayalım şimdi ;

Ne haldesin diye sorgula fakat senden daha kötü durumda olan ve senin durumunda olmayı arzulayan onlarca hatta belkide yüzlerce, çıtayı yükseltirsek binlerce bireyin olduğunu asla unutma.

Aslında kim olmak istediğini sorgularken de çocukken eminim hepimizin bir ünlüye karşı zaafı olmuştur ya da belkide bir arkadaşımızın onun için değerli olmayan fakat senin için çok kıymetli olan bir eşyasına özenip, kendimizce çok güzel birisi olarak nitelendirip keşke onun gibi olsaydım dediğimiz olmuştur. Fakat evrende yaratılan her şey bir varoluştan ibaret, var oluyorsun ve kendi yaşam tarzını kendin belirliyorsun bu tıpkı senin esmer benim sarışın oluşum gibi veyahutta benim esmer senin sarışın oluşun gibi. 

Saç rengini belirlemekte özgürsün öyle değil mi ? İstersen pembe yap bu senin tercihin.

Özendiğin hayatlar elbette var olabilir, hatta bu senin hayalin bile olabilir. Peki kendine hiç sordun mu;

Böyle olmak için ne yapabilirim?

 Ne yollardan nasıl şekilde geçmem gerekir? 

Bunları kendine sormazsan, hayalini gerçekleştirmek için çaba sarfetmezsen düşüncen sadece bir hayal olarak kalır. Hayallerinizden vaz geçmeyin, gerçekleşene kadar hep ucundan tutun.

Hayatımızda her şey istediğimiz  gibi olmayabilir tabi ki, bunu en çokta baskı altında yaşayan ve düşünce özgürlüğü olmayan bireylerden duyarız öyle değil mi ? 

Aslında sadece onlar bunu düşünmezler, her bireyin kendine göre işlerin yolunda ve planladığı gibi gitmediği zamanları olur. Kimisi ekonomik özgürlüğü fazladır fakat kendini bunalımda hisseder, kimininse ekonomik özgürlüğü kısıtlıdır fakat kendi içinde ve yaşadığı çevresinde maneviyatı fazladır. 

Bundan yola çıkarsak düşünmemiz gereken şudur ki yaşadığımız olayların bizde bıraktığı etkiyi kendi içimizde daha kötüsü de olabilirdi diyerekten ferahlamaktır.

Sen saf değilsin karşındaki yaptıklarını haketmiyor. Sen hep iyi ol karşındaki seni saf da görse insan karşısındakini kendi gibi görür. Hayatta hep iyiler kaybeder derler ben inanmıyorum, hayatın bir yerinde her zaman iyiler kazanırlar. 

Sen saf değilsin, bırak iyi olduğun için saf desinler .

İyi bir insan olmaya çalışırken insanlar seni kötüye sürüklerler neden mi?

 Çünkü kendilerini yalnız hissetmekten hoşlanmazlar, bu yüzden kendilerine arkadaş ve bir nevi suç ortağı ararlar. Kötü olmak insanın kendi tercihidir kimse kötülüğe mecbur bırakılamaz. Sadece içindeki iyiliği bastırıp kötülüğün önünü açmıştır.

Polyanacılık oynayalım demiyorum kesinlikle sen sadece herkese hak ettiği gibi davranıp, ederinden fazla değer vermeye kalkışma, daime  kendin ol ve kimseyi kendin gibi düşünme.

Bunu zahmet edip okuyan güzel kalpli okurum her insan gibi illaki benim de hatalarım olmuştur, kusurlarım varsa affola . 

Sen hep kendine iyi bak ve daima yaşamak istediklerinin doğruluğuna inanıyorsan peşinden gitmeyi unutma . 

Yorumlar

  1. Okurken kendi zihnimdekilerle, bastırılmışlıklarımla, kandırılmışlıklarımla yüzleştim. Zannedilenin aksine biz insanlar güçsüz varlıklarızdır. Güçlü gibi görünüp aslında güçsüz olan varlıklar. Yazını okurken zihnimde canlanan soru bu biz neden güçsüzlüğümüzü gizlemek zorundayız. Bunu bize dayatan mecbur bırakan olgular ne?

    Emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

HAKKIMDA